19 10 2005

AŞK VE ATEŞ

 

 

 

Çok iyi hatırlıyorum. Bir gece uyuyamadım. Gözüme uyku girmedi. Pervanenin muma şu sözleri söylediğini işittim.


Ey sevgilim!
Hadi ben aşığım, yansam da yeridir. Peki ya sen neden yanıyor, niçin ağlıyorsun?
Ey benim biçare aşığım! Benim yanmama ağlamama sebep nedir bilir misin?
Benim tatlı balım vardı. Beni ondan ayırdılar. Şirin'im haksızlıkla elimden alındı. İşte Ferhat gibi tepemden ateş çıkıyor. Gece meclisimi aydınlatan ışığıma bakma. İçimi yakan ateşe bak.
Mum, hem bu sözleri söylüyor, hem de sararmış yanağından sel gibi göz yaşı döküyordu.
Mum sözüne devamla pervaneye dedi ki :
Ey pervane ! Ey aşk iddiacısı ! Aşk senin işin değil. Senin ki bir kuru iddiadan ibaret. Sende ne sabır var ne de metanet ve tahammül.
Sen azıcık bir ışık ve ateş gördün mü hemen yanıyorsun.Ben ise tamamıyla yanıncaya kadar dikilip duruyorum, dayanamıyorum. Aşk ateşi senin yalnız kanadını, benim ise bütün vücudumu, baştan aşağı yakar.
Sadi de mum gibidir. Dışı parlaktır ama içi yanmıştır.
Artık gece bitiyor ,sabah oluyordu. Peri yüzlü bir hizmetçi gelip mumu söndürdü.
Aşkın sonu budur işte, dedi ve can verdi.
Aşıklığın ne demek olduğunu öğrenmek istersen anlatayım :
Ölmek suretiyle yanmaktan kurtulmamaktır...
Sevgilisi eliyle öldürülen aşığın mezarına gidip de ağlama. Bilakis sevinerek şöyle de :
Ne mutlu ona! Sevgilisinin makbulü olduğu için sevgilisi onu öldürmüştür...
Aşık isen bu dertten kurtulmaya çalışma; yalnız sadi gibi garezsiz ,ivazsın aşık ol.
Aşık bir fedai demektir.Nasıl ki ,bir fedai gayesine varmadıkça emeline erişmedikçe başına taş ve ok yağsa meydandan çekilmezse ,aşıkta öyledir.
Ben sana denize açılma demiyorum açılacak olursan tufana bile katlan, diyorum
... 

236
0
0
Yorum Yaz