13/7/2006 - Can Dostum!!!
Dostum, can dostum Derin derin düşünüyorum. Geceleri uyumadan, bütün dünyayı göz kapaklarımın altına yerleştirerek. Kâh sağa, kâh sola bakarak düşünüyorum. Ateş mi güzel, su mu? Kuşlar gibi her şeyi tepeden görüp, içine girmeden yaşamak mı? Yoksa yollarda çamurlara bulanıp, tekrar temizlenip, temizliğin güzelliğini bilerek yaşamak mı? Ağlamak mı, gülmek mi? Sevinmek mi, üzülmek mi? Hangisi katında makbul olurdu? Söylediğin gibi; herşeyden biraz biraz olmalı mı? Kuşlarla uçmayı, yerlerde sürünmeyi, hem suya girip hem ateş gibi yanmayı, bunları yaparken de bir bütün olarak bunların ışığında yaşamayı mı becerebilmeli? İnsan her görüşüyle, yaşayışıyla, aklıyla, imanıyla, idrakiyle kök salıp da gövdeyi dik mi tutmalı? Yoksa varlığı bunlarda mı eritmeli? Yoksa aşk deryasına dalıp, yaprak misali, gittiği, coştuğu, dalgalandığı, sürüklendiği yerlere savrulup deryada mı kalmalı? Ne olursa olsun dostum!.. Herşey seninle olsun!.. Ateşe sok, fazla yanınca suyla soğut. Çamura sok. Sonra temizle. İster çok tepelerden seyrettir, ister yerlerde bırak. Güldür, ağlat. Nasıl olsa hepsi senden olup, seninle şekillenecek. Her ateş, her bilinen sen olup, seninle gelecek. Sen; her duyulanın, her görülenin, her oluşumun özü olacaksın. Hiçbir şey senden ayrı ve gayrı olmayacak dostum.
Canımın özü sensin. Gönlümün aşkı sensin. Aşkla; öz bilinince, Tek kalan yine sensin
|